Hutbe
Kefenin Cebi Yok: Biriktirme Hastalığı
Cuma hutbesi
Cumanız hayırlara vesile olsun muhterem müminler.
Yüce Allah (celle celâluhu) fani dünya hayatını Hadid suresinin 20. ayetinde şu beş kavramla ifade etmiştir: “Leibun” oyun, “ve lehvun” eğlence, “ve zînetun” ziynet, süs, “ve tefahurun beynekum” kendi aranızda övünme, iftihar etme, “ve tekâsurun fi’l-emvâli ve’l-evlâd” mal ve evlat çoğaltma yarışı.
Bu kavramlardan sonra aynı ayette dünya hayatının faniliğini, geçiciliğini şu temsili anlatımla çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermiştir: Önce kupkuru toprağın üzerine gökten bol bol yağmur yağar. Çeşit çeşit bitkiler yeşerir. Göz alıcı bu yeşil bitkiler çiftçilerin hoşuna gider. Sonra bu bitkiler sararıp solmaya, kurumaya başlar ve daha sonra çer çöp olur. Dünya hayatı ihtişamı, güzelliği ile kısa süreliğine insanoğlunun bakışlarını cezbeder. Hoşuna gidip onu bir an mutlu eder. Sonra görüntü kirliliğine dönen ve sadece bir mevsim ömrü olan bitkilere bu şekilde benzetilir.
Ardından ayet can alıcı bir cümle ile son bulur: “Ve me’l-hayâtü’d-dünyâ illâ metâu’l-ğurûr.” Bilin ki dünya hayatı aldatıcı ve geçici bir tatmin aracından başka bir şey değildir.
Fani dünya hayatını bu ayette ortaya koyan Yüce Allah (celle celâluhu), “ve tekâsurun fi’l-emvâli ve’l-evlâd” (mal ve evlat çoğaltma tutkusu) ifadesiyle insanoğlunun büyük bir zaafına dikkat çekmiştir. Mal ve evlat çoğaltma yarışından ibaret olan bu zaaf, çok büyük bir hastalıktır. Üç kuruş para biriktirmek için kişi kendini adeta aç bırakır. Üç beş gram altın toplamak için bir ömür sefil ve rezil yaşar. Hele Allah yolunda harcamak bu tutkuya müptela olanlara çok ama çok ağır gelir. Ahirete iman etmemiş gibi malını infak etmeye, zekatını vermeye kıyamaz. O hep artırma, çoğaltma derdindedir. Ona göre infak ve zekat malı azaltır. Bu yüzden biriktirmeye odaklanır. Biriktirmeye odaklandıkça da cimrileşir, gözleri asla doymaz. Bankadaki parasına para katmak, yastık altındaki mal varlığına üç beş kuruş daha katmak en büyük arzusu, en büyük derdidir.
Hayatının anlamı ve gayesi mal çoğaltma, evlat artırmadır. Bir dünya dolusu malı mülkü olsa, bir başka dünya hatta kainat dolusu mala, paraya sahip olmak ister. Böylesinin gözlerini ancak kara toprak doyurur. Çünkü mal biriktirme, evlat çoğaltma aşk ve tutkusu onu Velid bin Muğire’ye dönüştürmüştür. O da yolundan gittiği Velid bin Muğire gibi malının, parasının artmasını umar. Bu tipler hakkında Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur: “Beni yarattığım kişiyle baş başa bırak. Ona bol mal ve gözünün önünde duran oğullar verdim. Kendisine alabildiğince imkanlar sağladım. Sonra o hırsla daha da artırmamı umar. Hayır, asla umduğu gibi olmayacak. Çünkü o bizim ayetlerimize karşı inatçıdır.”
Değerli müminler; mal biriktirme, para çoğaltma arzusuyla doğru dürüst yemeyen, içmeyen, giymeyen, zengin oldukları halde sefil ve rezil bir hayat yaşayan, Karun gibi servete sahip olup Allah yolunda o serveti infak etmeyenler eninde sonunda Karun’un zihniyetini itikat edinirler. Bunlar kendilerini müstağni görmeye başlar, kibirlenir, ölümü unutur, ölmeyeceklerini sanırlar. Sonra ahireti de, Allah’ı da inkar eder, yok sayarlar. Dünyevi tutku ve zaafların insanı hüsrana sürüklediğini ve Karunlaştırdığını şu ayetten anlıyoruz: Ona, Karun’a, “ve ahsin kemâ ahsenallâhu ileyk” (Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de insanlara iyilik yap) denildiğinde Karun, “kâle innemâ ûtîtuhu alâ ilmin indî” (Bunlar bana bendeki bir bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir) cevabını vermişti.
Allah’ın verdiği malı Yüce Allah’tan esirgeyip fakir fukaraya vermeyenleri, mal varlıklarını kendi bilgi ve becerilerine bağlayanları Yüce Allah Kur’an’da cehennem ile tehdit etmiştir. Adet adet, kuruş kuruş mal toplayan kişilerin vay haline! O malının kendisini ebedileştirdiğini sanır. Hayır, andolsun ki o, yüreklere işleyen Hutame’ye atılacaktır. Altın ve gümüşü biriktirip onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azap ile müjdele ayetiyle birlikte pek çok ayette Yüce Rabbimiz tekasür belasına, mal biriktirme, evlat çoğaltma yarışına müptela olanları cehennem azabıyla uyarmıştır.
Mal biriktirmek için hayatlarını feda edenlerin, biriktirdikleri mal ile cehennemde azap görmeleri büyük bir azap, elem dolu bir işkencedir. “Yevme yuhmâ aleyhâ fî nâri cehenneme fetükvâ bihâ cibâhuhum ve cünûbuhum ve zuhûruhum.” O gün altın ve gümüş cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, yanları ve sırtları bunlarla, altın ve gümüş ile dağlanacak. “Hâzâ mâ keneztum li enfusikum.” Bu kendi nefsiniz için biriktirdiklerinizdir. “Fezûkû mâ kuntum teknizûn.” Şimdi biriktirdiğiniz malınızın tadına bu şekilde bakın, denilecek.
Değerli müminler, şu fani dünyada yemediği, infak etmediği, tutku ve aşkla biriktirdiği malının, parasının tadına ebedi ahiret hayatında azapla bakanların hali ne de kötüdür! Ebedi ahiret hayatını bırakıp geçici dünya hayatına yatırım yapanlar eninde sonunda sefil ve rezil olur, pişman olurlar. O halde gelin hep birlikte malımızı Allah (celle celâluhu) yolunda harcayarak ahirete, cennete yatırım yapalım. Varislerimiz toplayıp biriktirdiğimiz mallarımızla günah işlemesinler diye, birbirlerine girmesinler diye fakirler inlerken bankalarda topladıklarımızı, yetimler acı çekerken sakladıklarımızı, yemeye kıyamayıp biriktirdiklerimizi Allah yolunda harcayalım.
Yüce Rabbimiz Tekasür Suresinde bu konuda bizleri şöyle uyarmaktadır: Biriktirme aşkı, biriktirme tutkusu sizi ölüm gelinceye kadar oyaladı. Hayır, ileride bileceksiniz. Hayır hayır, ileride muhakkak bileceksiniz. Andolsun, o cehennemi mutlaka göreceksiniz!
— Mehmet Ferit Yaz