Hutbe
Kanlı Tarihten Asr-ı Saadet’e: Zulme Direniş ve Adalet Arayışı
Cuma hutbesi
Cumanız hayırlara vesile olsun muhterem müminler. İnsanın yaratılışı söz konusu olduğunda meleklerin ilk dile getirdiği şey; insanın kan dökecek bir varlık olacağı konusu manidardır. Buna dayanarak diyebiliriz ki maalesef insanlık tarihi kanla yazılmıştır. Ortadoğu cehenneminde akan bir damla kan zaman zaman Nuh Tufanı boyutuna ulaşmıştır. Cinayetler ve vahşetler adeta nesilden nesile miras kalmıştır. Dünya tarihi Kabil’den Asur’a, Persler’den Büyük İskender’e, oradan da Moğol ve Haçlı istilalarına kadar tarihin imkansız cinayetlerini kaydetmiştir. Kabil’in Suriye topraklarında akıttığı ilk kan, hunharca katledilen birçok peygamberin kanlarıyla da karışmıştır. Kabe, Mescid-i Aksa gibi kutsal mabetler insan kanında boğulmuştur. Ve maalesef insanın bu vahşi boyutu tarihte kalmamış, daima tekerrür etmiştir.
Günümüz dünyasında ise akan bu kan tarihi boyutunu geride bırakarak soykırımlar ve kimyasal silahlarla yok edilen medeniyetlere yer bırakmıştır. Srebrenitsa ve Halepçe’den hala ahlar yükselmektedir. Moro, Eritre, Çeçenistan, Afganistan ve Suriye’de işlenen cinayet ve vahşetler arş-ı alayı titretecek bir boyuta çıkmıştır. Guantanamo ve Ebu Gureyb hapishaneleri gibi vahşet merkezlerinde işkencelerle katledilen masum ve mazlumların sayısı bilinmemektedir. Ve gönül yaramız Filistin ve kanayan yaramız Gazze… Yıkık, virane, tutsak mabetlerimiz; taciz ve tecavüze uğrayan kutsallarımız; paramparça edilen çocuklarımız; yerle bir edilen şehirlerimiz ve çaresizlik içerisinde ölümleri ve zulümleri seyretmemiz… İnsanlığın utanç filmi bu izlediğimiz. Fosfor bombaları ve füzelerle bir taraftan yanıp kül olan, diğer taraftan paramparça olan bedenler… Uzuvları kopan ama tedavi imkanı bulamayanlar; kurşunlarla felç geçirilip yatağa mahkum olanlar; açlık ve susuzluktan kıvranıp can verenler; soğuktan donanlar; deniz kıyılarına vuran cesetler; işkenceler altında feryat edenler ve ölüme mahkum edilenler ve daha sayamadığımız binbir vahşet… Kanlı dünya tarihinin en karanlık sayfası, zulmün zirve noktası asrımız.
Değerli müminler, insanlık tarihi buna benzer vahşet tablolarına, korkunç hayat hikayelerine hep şahit olmuştur. Yine insanlığın kanla yoğurulduğu buna benzer bir çağda adı Muhammed Mustafa olan bir delikanlı tek başına ayağa kalkarak çağındaki firavunların saltanatına son vermişti. Adalete susamış cahiliye toplumuna adalet, huzur ve sekinete muhtaç Arap Yarımadası’na huzur ve sekinet, kan ve kaosla bunalan insanlığa barış ve emniyet getirmişti. Şekavet asrını saadet asrıyla tebdil edip değiştirmişti. Dünya onunla derin ve huzurlu bir nefes almıştı.
Ve bugün yine “Rabbimiz bizi halkı zalim olan bu memleketten kurtar, bize kendi katından bir sahip, bir kurtarıcı gönder” diye feryat eden çocuklar ve kadınlar vardır. Tek başına çağ açıp çağ kapatan, zulüm ile hayatta duran zalimleri, kanla kaim olan nemrutları deviren Hz. Peygamber’in 2 milyar nüfuslu ümmeti olarak daha ne zamana kadar suskun kalıp bu mazlumların feryatlarına kulak tıkayacağız? Daha ne zamana kadar bunca zulüm ve vahşete seyirci kalacağız? Bize düşen kınamak değil, bugün kılıç kuşanmaktır. Bize yaraşan, yakışan üzülmek, konuşmak, seyirci kalmak, boyun eğmek değil; zalimlerin karşısında dimdik durmak, hunharca akıtılan mazlum kanlarının hesabını sormaktır. Cümle İslam coğrafyasına inleyen babaların, feryat eden annelerin hakkını, hukukunu silahlarımızla korumak ve iade etmektir. Bu uğurda gerekirse onurumuzla can vermek, şehit olmaktır. Böyle gelmiş böyle gider diyemeyiz, tarihin akışını tersine çevirmeliyiz. Yoksa mazlumlar kıyamete dek zulüm görmeye ve katledilmeye, kan tarihte olduğu gibi oluk oluk akmaya devam edecektir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) gibi dünyaya rahat bir nefes aldırmak, zalimlerin saltanatına son vermek için ordularımızla bugün meydana inme vaktidir.
Gerçek müminler ancak Allah’a ve Resulü’ne iman eden, sonra şüphe etmeyen ve mallarıyla canlarıyla Allah yolunda cihat edenlerdir. Şüphe yok ki Allah müminlerden canlarını ve mallarını kendilerine verilecek cennet karşılığında satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler ayetlerini unutmamaktır. Allah’ım bizlere cihat etmeyi, küffarın elebaşlarını gebertmeyi ve şehit olmayı nasip et. Mazlumların intikamını alacağımız günü yakınlaştır ve bizi o güne kavuştur.
Sakın Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma. Allah onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı ahiret gününe erteler. Değerli müminler, hafta içerisinde yüreklerinizi dağlayan, hepimizi derin bir üzüntüye sevk eden elem verici hadiseler yaşandı maalesef. Öğretmen ve öğrencilerimizi hedef alan saldırılar sebebiyle canlarımız hayattan koparıldı, birçok canımız da yaralandı. Yüce Rabbimizden hayatlarını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz. Cenab-ı Hak anne babalarına ve yakınlarına sabr-ı cemil ihsan eylesin. Milletimizin başı sağ olsun. Öğretmen ve öğrencilerimize uzanan eller kırılsın.
— Mehmet Ferit Yaz